
haftanın hangi günü olduğunu öğrenmek için gün içinde birkaç kez takvime bakma gereği duyuyorum. geçen gün "her hafta taze fasulye pişiriyorsun" dedim anneme, "ayda birdir en fazla" dedi. bugün alt komşumuz geldi "saçını kestir artık şekilsiz olmuş" dedi, "daha yeni kestirmedim mi?" diye sordum kendime.
bazen hangi zamanı yaşadığımı kestiremiyorum. hangi aydayız, ayın kaçı, günlerden hangisi? bilemiyorum. hava karardığında gidip anneme soruyorum "bugün kahvaltı yaptık mı?", "yaptık ya, süt içtin bugün", "o dün değil miydi?". bazen babam sabahları evde oluyor "sen neden evdesin?", "bugün pazar kızım". bazı haftalar istisnasız hergün aynı günü yaşıyorum: uyan, ye, iç, postaları kontrol et, internette gez boş boş, tv seyret, oku, yaz, uyu.
bir yıldır hiçbir şey yapmamak. kendi kendime tekrar edince sanki küçük bir şeymiş gibi geliyor. bir yıl. hayata tekrar uyum sağlayamamaktan korkuyorum. bi keresinde markette kadının biri bi şeyin fiyatını sordu, kadının yüzüne bakıp arkamı dönüm gittim. bilinçsizce değil gayet bilerek. ne diyeceğimi hesaplayamadım, aklıma bi cümle gelmedi. o sırada yapabileceğim en iyi şeyin o olduğunu düşündüm. yeni birisiyle göz teması kuramıyorum çoğu zaman. hatta iletişim kurmak bile istemiyorum. sorulan sorulara cevap vermeye üşeniyorum "hı hı, evet" diyip kaçıyorum.
böyle geçip gitti uzun mu kısa mı olduğunu kestiremediğim bir yıl.
günlerin geçişini ise sigara paketlerinden takip ediyorum.
günlük hayatta iletişim kurmamak yazı dilini güçlendirmiş ama... ben de 5 ay işsiz evde oturduğumda benzer şeyleri yaşamıştım
YanıtlaSil