26 Mayıs 2010 Çarşamba
you may kill the bride
on beş gündür yatağımı yıkamaya üşendiğim çamaşır yığınıyla paylaşıyorum. odada koyacak başka yer olmadığı için. gece uyurken terliklerimi çıkarıp başucuma koyuyorum, köpek kemirmesin diye. ve az önce lise sıra arkadaşım düğün davetiyesini gönderdi. böyle şeyler nedense insana hayatı sorgulatıyor. "ne biçim bi hayat yaşıyorum lan?". millet mobilyalarının tarzını düşünürken ben cebimdeki parayla daha çok sigara mı, daha çok bira mı alsam? diye düşünüyorum. benden başka herkes aşk-ı memnu hayatı yaşıyormuş gibi geliyor. aslında o hayatı istediğimden de değil. çok şey istemiyorum ki: sabahları kahvaltı yapmak, duvara asılabilen bi duş başlığı, bi çift spor ayakkabı, çalışan bi bilgisayar, buz gibi naneli limonata bi de gıcırdamayan ofis sandalyesi uzun süre mutlu olmama yeterdi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder