25 Kasım 2009 Çarşamba

geçmişi unutursun


bazı şarkılar vardır nefes gibi dolar ciğerlerine. damarlarında dolaşır. o kadar kolay hissedersin ki şarkıyı sanki doğduğundan beri seninledir. sanki hep ordaydı boynundaki ben gibi. ilk duyduğun anda sanki içindeymiş gibi. sanki o aradığın erkekle seviştiğindeki gibi girer içine.

20 Kasım 2009 Cuma

farkındayım


yavaş yavaş uyanıyorum bu tatlı uykudan. neden daha fazla okumak istemediğimi hatırladım şimdi. haklıymışım. ama artık çok geç çünkü çoktan kendimi buraya ait hissetmeye başladım bile. bir akşamda üç defa ilk fiziksel temas denemeleri. şarap etkisi. öyle değil. bildiğin insani el sıkışma tadında. evet o aşamaya daha yeni gelebildik. ki bu bile bana muazzam bir gelişme hissi verdi. onun dışında, kime nerde ne söylememem gerektiğini kavradım. önceden kestiremediğim bazı insanların aslında ne kadar kafa dengi olduğunu anladım. biraz çekildim, duruldum. bazı şeylerin de aslını gördüm. daha doğrusu bazı şeylerin burada da farklı olmadığı gerçeğini artık kabul ettim.
diğer bölüme geçersek. onun da aslında diğerlerinden farkı olmadığı gerçeği yine yine yine önümde duruyor. ama bu sefer gerçekten "bu öyle değil" dedirtmişti. daha sakinim şimdi. ama içimden bi şey daha eksildi gitti. kafamdaki o bulanık resim daha da belirginleşiyor giderek. içinde bir tek benim olduğum resim.
bu aydınlanma süreci hiç hoş olmadı. farkındalık hiçbi zaman mutluluk getirmez. evde oturup haftanın hangi günü olduğunu bilmediğim zamanlar daha mutluydum sanki.

2 Kasım 2009 Pazartesi

beyin bilir


söylediğim şey tam olarak şuydu: "kadınların sigarayı bırakmalarında iki önemli eşik vardır. alkol alınan bi gecede sigara içmemek ve bir regl dönemini sigara içmeden atlatabilmek. bu ikisini başardığında sigarayı bırakmıştır." birden hepsi kafasını başka yöne çevirdi. uygunsuz bi kelime duyunca ne yapacağını bilememe anı yaşadı. bi tanesi "sigarayı nerenizle içiyosunuz yeaa" gibi ilkel bi espiri bile yaptı. o an "kukumuzla içiyoruz" deyip şok geçirtmek istedim. 'regl' kelimesini cümle içinde kullandığım için garipsediler. kadınlardan ne kadar uzak yaşadıkları ve bunun neticesi olarak ne kadar kalın kafalı oldukları yavaş yavaş dank etmeye başladı bana. kullanırken hiç düşünmediğim bile bir sürü kelime var. sevişmek mesela. hatta 'önsevişmek', eminim sevişmek kelimesinden daha çok garipsenecektir. bu kelimelerden irkilen bu kitlenin tutuculuk ya da kibarlıklarından böyle oldukları zannedilmesin. kahvehane kültüründen bozma bi ağızları var. mesela birisi yurtdışına gidip geldiğinde hemen ilk soru "ekmek çıktı mı?" oluyor. yapamamak dillerine vurmuş olsa gerek.
eski ben olsa "neden garipsediniz ki kadın olmak vs. vs." diye başlardım. ama burası kemikleşmiş. bu düzenle savaşmayacağım. dilimi tutup kukum yokmuş gibi davranacağım.