22 Ekim 2009 Perşembe

buralarda yenisin galiba?


bana "kadınları önemsemiyorum", "muhattabım değilsin" gibi tavırlarla karşılık veren erkeklerin pipilerinin küçük olduğunu düşünüyorum. ortamdaki nadir dişilerden biri olunca böyle çıkarımlar yaparak eğleniyorum işte. burası bi mayın tarlası. toplamda 4 kadınız burda. ikisi evli diğerini de histerik davranışları yüzünden pek sevmiyorlar ama ben çok sevdim histeri iyidir. kısaca, burda bir erkek kitlesi var ve onlarla iletişim kurabilen tek dişi benim. ilk iletişim çok önemli. tanışma anında yaklaşımlarına göre erkeklerin sevişebilme frekanslarını çok rahat anlayabiliyorum. görece daha az sevişenler daha arkadaş canlısı çünkü rekabete "rakibi altederek" değil "kadını kazanarak" girmek zorundalar. diğerlerine göre daha "canlı" cinsel yaşantısı olanlar nötr yaklaşıyorlar. şöyle ki: "şu anda sizin niteliklerinize uygun bir pozisyonumuz bulunmuyor ama özgeçmişinizi veritabanımıza kaydettik". her an ihtiyaç duyulabilir. aramızda sevişme ihtimalinin kati suretle sıfır olduğu erkekler kafasını çevirip merhaba bile demiyor. sikilebilir değilsen varlığını tanımaya gerek yok. burası bi mayın tarlası. kime nasıl yaklaştığın çok şeyi değiştiriyor. erkeklerin arasında gizli bir hiyerarşi var. ne kadar evrilmiş, okumuş, gelişmiş olsak da alfa erkeği ve diğer erkekler ve sürüye yeni gelen dişiye davranışlar hala aynı burada.

14 Ekim 2009 Çarşamba

istesem atom mühendisi bile olurum


hayallerimizi ifade etmek için "isterdim" ifadesini kullanmaya ne zaman başladık ki... yapmaktan vazgeçmişiz zaten bi de istemekten de mi vazgeçmişiz? -di'li geçmiş zaman. ister-dim, ama artık istemiyorum anlamında. astronot olmak isterdim. sanırım yapamadığımız şeyleri istemeyi de bırakıyoruz. yakın zamana kadar dahi hayalini kurduğum şeyler şimdi ne kadar gereksiz ve anlamsız geliyor.
belki de ilerde anlamsız geleceğini sezdiğim için peşinden koşmamışım bir sürü şeyin. düşünüyorum mesela tesadüf bu ya, işler yolunda gidip o hayata gitseydim? kendimi mutsuz bi şekilde "bu muydu hayal ettiğim?" derken bulacaktım. aksilik dediğimiz şeyler aslında bizi koruyor. modern polyanna.
karar verme mekanizmam da benzer şekilde davranıyor. ne yaparsam mutlu olurum, hangi hayalimin peşinden koşmak beni mutlu eder bilmiyorum ama hangisi mutsuz eder biliyorum. bu yaşıma kadar hep olmaması beni mutsuz edecek şeyin peşinden gittim. "olması mutlu edecek mi?" diye bi durumu düşünmedim. mimar olmak isterdim ama bilimadamı olmazsam çok mutsuz olurum dedim. sonra bilimadamı olmaktan vazgeçtim o ayrı. ama o sırada o kararı vermezsem mutsuz olurdum. hep böyle. bakkalda, otobüs durağında, vs. mutluluk mutsuzluk hesabı yapıyorum.