5 Aralık 2009 Cumartesi

kahveyi bırakmasaydım keşke


normal poşet çay ile demlik poşeti arasında çok önemli bi fark var. demlik poşeti birden fazlası için. diğeri tek başınalar için. her haltı bir kişilik ayarlamak zor. bi marulu bile 5 günde bitiremiyorum. bu kadar yalnız olmanın garip olmaya başladığını kedi gelip beni sevdiğinde farkettim. dışarıdan bakıldığında bir sürü insanla sürekli beraberim gibi. ev, ofis hep bir arada. ama ne kadar çok insanla ne kadar çok alanı ortak kullanmak zorundaysan o kadar yalnız oluyosun. çünkü hayatta kalmak için sınırını çizmek, duvarını kalın örmek zorundasın. buzdolabında bile alanım cetvelle ölçülü. herkes böyle olsaydı aslında daha çekilebilir olabilirdi. daha önceden aralarındaki duvarı kaldıranlar olunca (buzdolabının tamamını ortak kullanan ya da çayı çok kişilik demleyenler gibi) daha bi kimsesiz hissediyo insan. bi yandan da güzel kafa dinlemek. şöyle bir çelişki var: insanları da sevmiyorum, insansızlığı da. tek başınalığı seviyorum ama farkettiğim bi şeyi paylaşmak için sağa sola bakıp anlayacağını düşündüğüm birisini bulamamayı sevmiyorum.
bu kadar çaresiz cümleler kuracağımı tahmin etmemiştim ki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder